“Beni Seviyor Ama Neden Hâlâ Eksik Hissediyorum?”
“Beni seviyor ama kendimi güvende hissedemiyorum.”
“Beni seviyor ama ilişkimizin içinde yalnız hissediyorum.”
“Beni seviyor ama bir şey hep eksik geliyor.”

Birçok kadın ilişkisini anlatırken cümleye önce sevgiyi koyuyor, ardından o “ama” geliyor. Çünkü bir ilişkide sevilmek çok kıymetli olsa da zamanla tek başına yeterli hissettirmiyor. İnsan sadece aşkı hissetmek istemiyor; aynı zamanda anlaşılmak, güvende hissetmek, paylaşabilmek ve partnerine gerçekten yakın olabilmek istiyor.
İlişkilerin ilk dönemlerinde her şey daha yoğun yaşanıyor. Çiftler birbirlerine büyük bir heyecanla yaklaşıyor, sevgilerini göstermeye çekinmiyor, birlikte geçirilen zaman ilişkinin merkezine yerleşiyor. O dönemde aşk o kadar güçlü hissediliyor ki hayatın büyük bir alanını kaplıyor. Birçok çift için partneriyle geçirilen en sıradan an bile mutluluk yaratıyor. Ancak zaman ilerledikçe ilişkiler yalnızca sevgiyi hissetmek üzerinden yürümüyor. Çünkü sağlıklı bir ilişkiyi ayakta tutan başka ihtiyaçlar da ortaya çıkıyor. Sevginin yanında güvenin, paylaşımın, yakınlığın ve saygının da ilişkiye eşlik etmesi gerekiyor. Bu alanlardan biri eksik kaldığında ise kadınlar ilişkilerinde tarif etmekte zorlandıkları bir boşluk hissetmeye başlıyor.
1.Güven olmadığında ilişki sürekli kaygı yaratıyor
Bir ilişkide sevildiğini hissetmek kadar, güvende hissedebilmek de önem taşıyor. Çiftler birbirlerine yalnızca sevgilerini sunmuyor; duygularını, kırılganlıklarını ve iç dünyalarını da emanet ediyor.
Bu yüzden ilişkide güven duygusu yeterince oluşmadığında, sevginin varlığı çiftlere huzur vermeye yetmiyor. Partnerinin sevgisini hisseden ama aynı zamanda sürekli kaygı yaşayan biri, ilişkinin içinde rahat hissedemiyor. Çünkü güven duygusu ilişkinin duygusal zemini haline geliyor.
Birçok kadın tam da bu noktada kendisini yorgun hissediyor. Sevildiğini biliyor ama aynı zamanda incinmekten korkuyor. Partnerinin sevgisini görüyor ama ilişkide tam anlamıyla sakinleşemiyor.
2.Paylaşım azaldığında ilişki duygusal olarak uzaklaşıyor
Bir ilişkiyi güçlü hissettiren en önemli alanlardan biri de paylaşım oluyor. Birlikte geçirilen kaliteli zaman, ortak deneyimler, beraber gülmek, birlikte sosyalleşmek ya da yeni anılar biriktirmek çiftleri birbirine yaklaştırıyor.
Çünkü insanlar yalnızca “seni seviyorum” cümlesini duymak istemiyor; birlikte yaşanan bir ilişki hissetmek istiyor. Sadece sevginin ifade edildiği ama paylaşımın giderek azaldığı ilişkilerde ise duygusal uzaklık büyüyebiliyor. Birçok kadın ilişkide en büyük eksikliği tam da burada hissediyor. Partneri onu sevdiğini söylüyor ama birlikte gerçekten yaşanan bir ilişki hissedemiyor. Ortak anılar azalıyor, kaliteli zaman küçülüyor ve ilişki zamanla yalnızca sürdürülen bir düzene dönüşebiliyor.
3.Yakınlık yalnızca fiziksel bir ihtiyaç anlamı taşımıyor
Fiziksel temas ve cinsellik, ilişkilerde yalnızca fiziksel bir alan yaratmıyor. Aynı zamanda çiftlerin birbirine filtresiz şekilde yakınlaşabildiği özel bir bağ kuruyor. Sarılmak, dokunmak, temas etmek ya da partnerinin yanında kendini rahat hissedebilmek; ilişkinin duygusal tarafını da besliyor. Yakınlık alanı zayıfladığında ise çiftler birbirlerini sevmelerine rağmen aralarındaki bağı kaybettiklerini hissedebiliyor.
Bazı kadınlar tam da bu yüzden ilişkilerinde yalnız hissediyor. Yanında biri oluyor ama yakın hissedemiyor. Fiziksel olarak aynı ilişkinin içinde kalıyor ama duygusal olarak partnerine ulaşamadığını düşünüyor.
4.Saygı ilişkiyi duygusal olarak koruyan alanlardan biri oluyor
İlişkilerde sevginin yanında saygının da güçlü şekilde var olması gerekiyor. Partnerlerin birbirlerinin sınırlarını görebilmesi, duygularına alan açabilmesi ve farklılıklarını kabul edebilmesi ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesini sağlıyor. Çünkü her çift aynı düşünmek zorunda kalmıyor. Beklentiler, duygular ve ihtiyaçlar farklılaşabiliyor. Ancak bu farklılıklara rağmen birbirine saygıyla yaklaşabilmek, ilişkinin güven duygusunu koruyor. Küçümsenen, duyulmayan ya da sürekli eleştirilen biri ise zamanla ilişkinin içinde kendisini yalnız hissetmeye başlıyor. Sevildiğini bilse bile, duygusal olarak değer görmediğini düşünebiliyor.
Bir ilişkiyi yalnızca aşk ayakta tutmuyor. Güvenin, paylaşımın, yakınlığın ve saygının eksik kaldığı bir yerde sevgi zamanla çiftleri duygusal olarak yalnızlaştırabiliyor. Tam da bu yüzden birçok kadın ilişkisini anlatırken “beni seviyor ama…” diye başlayan cümleler kuruyor. Çünkü bazen insan partnerinin sevgisinden emin oluyor ama yine de ilişkinin içinde eksik hissediyor. Duygusal olarak anlaşılmadığını, yanında biri olsa bile yalnız kaldığını düşünebiliyor. İşte ilişkilerdeki en büyük kırılmalardan biri de tam burada ortaya çıkıyor. Sevginin varlığı ilişkiyi başlatabiliyor, ancak insanın içini besleyen şey; güvende hissettiği, paylaşabildiği, yakınlık kurabildiği ve saygı gördüğü bir ilişkinin içinde kalabilmek oluyor.
Peki böyle hisseden biri ne yapmalı?
Öncelikle ilişkide hissedilen eksikliği küçümsememek gerekiyor. Birçok kadın sevildiği halde neden mutsuz hissettiğini anlamakta zorlanıyor ve kendi duygularını bastırmaya çalışıyor. Oysa ilişkilerde hissedilen duygusal boşluk çoğu zaman görmezden gelinen ihtiyaçlardan kaynaklanıyor.
Bu noktada önemli olan, ilişkide eksik kalan alanları fark edebilmek. Güven mi zayıfladı, paylaşım mı azaldı, yakınlık mı kayboldu, yoksa kişi ilişkide yeterince değer görmediğini mi hissediyor? Çünkü bazen ilişkiyi yoran şey sevgisizlikten çok, duygusal ihtiyaçların uzun süre karşılıksız kalması oluyor.
Çiftlerin birbirlerini suçlamadan konuşabilmesi, ihtiyaçlarını açık şekilde ifade edebilmesi ve ilişkide eksik kalan alanları birlikte onarmaya çalışması duygusal bağı yeniden güçlendirebiliyor. Çünkü insan çoğu zaman ilişkide gerçekten görüldüğünü, anlaşıldığını ve duygusal olarak hissedildiğini yaşamaya ihtiyaç duyuyor.