Doğal dokular, zamansız formlar ve yaşamın ritmini yavaşlatan detaylar… Ilana Living’in kurucuları İlayda Gürdal ve Tuana Gürdal, dekorasyonu yalnızca estetik bir tercih olarak değil, insanların kendilerini ait hissettikleri yaşam alanları yaratmanın bir yolu olarak görüyor. Mühendislik ve grafik tasarım disiplinlerini aynı potada buluşturan ilham veren marka Ilana Living ile tasarımın ardındaki hikayeyi ve geleceğe uzanan yaşam felsefesini mercek altına aldık.

Ilana Living’i kurarken amacınız sadece dekoratif ürünler tasarlamak mıydı, yoksa insanların evlerinde hissettikleri duyguyu dönüştürmek gibi daha büyük bir hayaliniz de var mıydı?
Kesinlikle daha büyük bir hayalimiz vardı. Biz hiçbir zaman sadece güzel görünen objeler üretmek istemedik. Amacımız, insanların evlerine döndüklerinde kendilerini iyi hissedecekleri, aidiyet duygusu kurabilecekleri ve günlük hayatın temposundan uzaklaşabilecekleri atmosferler yaratmaktı. Bizce ev, insanın en kişisel hikayesini anlattığı yer. Ilana Living de bu hikayenin bir parçası olmayı hedefliyor.
Farklı disiplinlerden geliyorsunuz; biri mühendislik, diğeri grafik tasarım. Bu iki bakış açısı koleksiyonlarınızın tasarım sürecinde nasıl birleşiyor?
Aslında birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz. Grafik tasarım tarafı markanın görsel dünyasını, hikaye anlatımını ve estetik dilini beslerken; mühendislik yaklaşımı ürünlerin işlevselliği, üretim süreçleri ve uzun ömürlü olması konusunda katkı sağlıyor. Bir ürün ortaya çıkarken hem duygusal hem de teknik açıdan dengeli olmasına özen gösteriyoruz.


Bugünün yaşam alanlarında sizce karakteri belirleyen en önemli dekorasyon unsuru nedir? Bir mekanı gerçekten ‘kişisel’ yapan detaylar sizce hangileri?
Bence karakteri belirleyen şey, seçilen objelerin arkasındaki hikayeler. Her şeyin aynı mağazadan alınmış gibi görünmesi yerine zaman içinde biriktirilmiş parçalar, seyahatlerden getirilen objeler, doğal dokular, kitaplar, sanat eserleri ve iyi seçilmiş kokular bir evi kişisel kılıyor. Mekanlar, içindeki insanı yansıttığında gerçekten karakter kazanıyor.
Koleksiyonlarınıza baktığımızda doğal dokular, sıcak tonlar ve zamansız formlar dikkat çekiyor. Bir ürün tasarlarken önce estetik mi, işlev mi yoksa hissettirdiği duygu mu önceliğiniz oluyor?
Bizim için ilk sırada her zaman his var. Bir ürün, ilk bakışta bir duygu uyandırmalı. Ardından estetik geliyor ve son olarak da günlük hayatta keyifle kullanılabilecek kadar işlevsel olması gerekiyor. Bu üç unsurun birbirinden ayrılmadığı tasarımlar üretmeye çalışıyoruz.
Dekorasyonda koku, doku ve objelerin birlikte oluşturduğu atmosfer sizce neden bu kadar önemli? Bir mekânın hafızası nasıl oluşturulur?
İnsanlar çoğu zaman bir mekanı görüntüsünden önce hissettirdikleriyle hatırlar. Bir koku, dokunduğunuz doğal bir kumaş ya da her gün gördüğünüz bir obje yıllar sonra bile aynı duyguyu yeniden yaşatabilir. Bu yüzden biz ürünlerimizi sadece dekorasyon objesi olarak değil, insanların anılarına eşlik edecek parçalar olarak görüyoruz.


Sosyal medya bugün dekorasyon trendlerini çok hızlı değiştiriyor. Siz trendlerin peşinden gitmeyi mi, yoksa zamansız tasarımlar üretmeyi mi tercih ediyorsunuz?
Trendleri elbette takip ediyoruz çünkü insanların nasıl yaşadığını anlamak önemli. Ancak tasarımlarımızı trendlere göre şekillendirmiyoruz. Biz yıllar sonra da aynı sıcaklığı ve değeri koruyacak ürünler üretmeyi tercih ediyoruz. Zamansızlık, Ilana Living’in en önemli tasarım prensiplerinden biri.
Yurt dışında yaşamanız ve farklı tasarım kültürleriyle iç içe olmanız, Ilana Living’in estetik dilini nasıl şekillendirdi? İstanbul ve Londra’nın markanıza kattığı en belirgin izler neler?
Londra bize sadeleşmeyi, kaliteli malzemeye yatırım yapmayı ve zamansız tasarım anlayışını öğretti. İstanbul ise katmanlı kültürü, el işçiliği geleneği ve sıcak yaşam tarzıyla ilham verdi. Ilana Living’in estetik dili aslında bu iki şehrin doğal bir birleşimi. Modern ve minimal bir çizgiyi, kültürel referanslarla ve hikayesi olan detaylarla buluşturmaya çalışıyoruz.

Beş yıl sonra Ilana Living’i yalnızca bir dekorasyon markası olarak mı görmek istiyorsunuz, yoksa insanların yaşam biçimine yön veren kapsamlı bir lifestyle markası olma hedefiniz de var mı?
Hedefimiz kesinlikle bir lifestyle markası olmak. Bugün bunu ev ürünleriyle anlatıyoruz ama uzun vadede insanların günlük yaşamının farklı alanlarına dokunan, aynı tasarım anlayışını ve yaşam felsefesini taşıyan koleksiyonlar geliştirmek istiyoruz. Ilana Living‘in sadece ürünleriyle değil, yaşattığı his ve yaşam tarzıyla hatırlanan bir marka olmasını hedefliyoruz.