Medikal Estetikte Yeni Yaklaşım! Dolgu Çağı Bitiyor mu?  

Medikal estetik uygulamalar son yıllarda özellikle dolgu işlemleri etrafında yoğunlaşan hızlı sonuç odaklı bir anlayışla öne çıkıyordu. Yüzdeki hacim kayıplarından mimik çizgilerine, göz altı yorgunluğundan kontur değişimlerine kadar birçok estetik beklenti, uzun zamandan beri dolgu uygulamalarıyla hızlı şekilde çözülmeye çalışılıyordu.

Günümüzde dolgu uygulamaları tamamen ortadan kalkmış bir yöntem değil, ancak artık her estetik sorunun standart cevabı olarak görülmüyor. Doğru hastada, doğru anatomik analizle ve doğru teknikle uygulanmak şartıyla, dolgu hâlâ yüzün kaybettiği desteği geri kazandırabilen ve daha dinamik bir ifade sağlayabilen önemli bir uygulama olarak kullanılmaya devam ediyor.

Kartal Tıp Merkezi Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı son yıllarda en önemli yaklaşım değişiminin, yüzün yalnızca yüzeysel bir değerlendirme ile değil, anatomik katmanlarıyla birlikte ele alınmasının gerekliliğini vurguluyor. Dr.Yeşilkayalı, güncel yaklaşımın;  kemik desteği, yağ dokularının yer değişimi, cilt kalitesi, mimik kaslarının etkisi ve önceki estetik işlemler artık birlikte ele alınarak kişiye özel planlama yapılması gerektiğini ifade ediyor. 

Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı  günümüzün dolgu trendlerini anlattı

‘Dolgular, özellikle anında sonuç vermesi ve hızlı dönüşüm etkisi ile sosyal medya paylaşımlarının da  yarattığı talep ile uzun süre en güçlü kabul gören estetik uygulama oldu. Kısa süre önce başlayan bu yeni yaklaşım değişiminde dolgu tamamen terk edilmiş bir yöntem değil, ancak artık tek başına bir çözüm olarak görülmüyor. Kontrolsüz ve aşırı kullanımın yüzün doğal yapısını bozabildiği, mimikleri ağırlaştırabildiği ve giderek daha sık konuşulan ‘fazla dolgun yüz’ algısını ortaya çıkardığı da artık daha çok kabul görür hale geldi.

Medikal estetikte artık çağdaş yaklaşımımızda; aynı zamanda cilt kalitesini de hedefleyen uygulamalar daha planda. Cildin nem dengesini, parlaklığını ve elastikiyetini destekleyen yöntemler, daha doğal ve sağlıklı bir görünümün tamamlayıcı unsurları olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte kollajen üretimini uyaran biyolojik yaklaşımlar da son yıllarda daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu uygulamaların etkisinin hastaya, doku yapısına ve doğru planlamaya bağlı olduğunun bilinerek, herkese uygun standart bir çözüm olarak görülmemesi gerekiyor.

Benzer şekilde minimal invaziv sıkılaştırma yöntemleri de belirli hasta gruplarında destekleyici seçenekler olarak kullanılıyor. Ancak bu işlemlerin cerrahi müdahalelerin yerini alan alternatifler değil, doğru seçilmiş vakalarda tamamlayıcı uygulamalar olduğu artık daha net kabul ediliyor.

Tüm bu gelişmeler medikal estetikte önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Günümüzde artık hedef daha fazla işlem yapmak değil, daha doğru bir planlama kurmak. Çünkü yeni estetik anlayışı, yüzü değiştirmeyi değil, yüzün kendi doğal potansiyelini doğru şekilde ortaya çıkarmayı hedefliyor. ‘

Dr. Yeşilkayalı, sektörde dikkat edilmesi gereken önemli bir başka noktaya da işaret ediyor. Medikal estetik alanında yeterli yetkinliği bulunmayan kişiler tarafından yapılan uygulamaların, cilt sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabildiğini belirten Yeşilkayalı, özellikle kontrolsüz ortamlarda gerçekleştirilen dolgu işlemlerinin istenmeyen sonuçlara yol açabildiğini vurguluyor. Bu tür hatalı uygulamalar sonrasında düzeltme ihtiyacıyla başvuran hasta sayısında artış gözlemlediklerini ifade eden Yeşilkayalı, doğru planlama kadar doğru uygulayıcı seçiminin de kritik önem taşıdığını belirtiyor.

Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı  son yıllarda medikal estetiğin yönünün daha ölçülü, daha bilimsel ve daha kişiselleştirilmiş bir çizgiye doğru evrildiğini ve bu yaklaşımın hem hasta memnuniyeti hem de doğal sonuçlar açısından daha sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor.