KKoncept’in Yaz 2026 koleksiyonu “Come Find Me When You Wake Up”, Paris’te Musée Marmottan Monet’de düzenlenen L’Empire du Sommeil sergisinden aldığı ilhamla rüya, hafıza ve gerçeklik arasındaki sınırları araştırıyor.


KKoncept’in yeni SS26 koleksiyonu “Come Find Me When You Wake Up”, Paris’te Musée Marmottan Monet’de gerçekleştirilen L’Empire du Sommeil sergisinden ilham alıyor. Markanın kreatif direktörü Nali Barzani ve KKoncept’in görsel dünyasının arkasındaki isim olan fotoğrafçı Lara Sayılgan’ın ziyaret ettiği sergi; uyku, rüya ve bilinçaltı kavramlarını düş gören, dinlenen ve bilinçsiz bedenlerin sanat tarihindeki temsilleri üzerinden ele alıyor.
Serginin merkezinde yer alan kırılganlık, yumuşaklık ve gerçeklik ile hayal arasındaki belirsiz alan, koleksiyonun yaratıcı çıkış noktasını oluşturuyor. “Come Find Me When You Wake Up”, tam olarak uyku ile uyanıklık arasındaki o kısa ve tanımlanması güç eşik anına odaklanıyor. Ne tamamen gerçek ne de bütünüyle düşsel olan bu atmosfer, koleksiyonun hem tasarım diline hem de görsel dünyasına yön veriyor.
Koleksiyon boyunca yapılandırılmış ve akışkan formlar bir arada yer alırken, klasik gardırop kodları beklenmedik oranlar ve detaylarla yeniden yorumlanıyor. Güçlü silüetler ile yumuşak geçişler arasında kurulan denge, koleksiyonun rüya ile gerçeklik arasında gidip gelen ruhunu yansıtıyor. Beyaz, kırık beyaz ve nötr tonlardan oluşan renk paleti bu sakin atmosferi desteklerken, farklı kumaş dokuları her görünümde ışıkla birlikte değişen katmanlı bir etki yaratıyor.
Koleksiyonun görsel anlatımı da aynı fikri takip ediyor. Kampanya çekimlerinde yer alan modeller belirli karakterleri temsil etmekten çok, kendi düşüncelerine dalmış ve zamanın dışında var olan figürler olarak konumlanıyor. Fotoğraf ve moda arasındaki güçlü ilişki, koleksiyonun temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor; tasarımlar ve görüntüler aynı düşsel dünyanın iki farklı anlatım biçimine dönüşüyor.
Nali Barzani, koleksiyonun çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Her bir eserdeki yumuşaklık ve kırılganlıktan derinden etkileniyoruz. Müzeden ayrıldıktan sonra bile bu his bizimle kalmaya devam ediyor. Moda da tıpkı bir rüya gibi, hayal gücünden doğan ve bizi kısa süreliğine gerçekliğin dışına taşıyan bir alan sunuyor. Bu koleksiyonda tam olarak o hissin peşinden gidiyoruz.”