Doğal taşlarla yarattığı dolap kulplarıyla radarımıza takılan Buse Yavuz Mimarlık’ın kurucusu Buse Yavuz ile tasarladığı ilham veren mekanları, yeni koleksiyonunu ve 2027 trendlerini konuştuk.

1. Bir mekânın sizi heyecanlandırması için içinde mutlaka ne olması gerekir?
Benim için bir mekânı heyecan verici kılan en önemli unsurlar; iyi kurgulanmış bir aydınlatma tasarımı, mekâna uygun seçilmiş mobilyalar ve malzemelerin birbiriyle uyumudur. Özellikle doğal ve yapay ışığın doğru kullanımı, mekânın karakterini ortaya çıkarırken kullanıcı deneyimini de doğrudan etkiler. Bunun yanında mobilyaların yalnızca estetik değil, ergonomik ve işlevsel olması da önemlidir. Malzeme, doku, renk ve oran gibi tasarım öğelerinin bir bütünlük içinde ele alınması, mekânın güçlü bir kimlik kazanmasını sağlar. Benim düşüncem şu çizgide ilerliyor: aslında keyifli bir iç mekân, her tasarım kararının belirli bir amaca hizmet ettiği ve tüm bileşenlerin birbirini desteklediği mekândır.
2.Tasarladığınız mekânlarda imzanız hâline gelen detay nedir?
Projelerimde Heykelsi formları doğal malzemeler ile çağdaş bir tasarım anlayışı içinde bir araya getirmeyi seviyorum. Her hayalin; bir detay, her detayın bir amacı olması gerektiğine inanıyorum; bu sebep ile her projede mekânın karakterini güçlendiren ve kullanıcıda iz bırakan tek bir odak noktası oluşturmayı tercih ediyorum. Benim için iyi tasarım, gösterişten çok dengeli ve zamansız bir etki yaratabilmektir.
3. Bir eve karakter kazandıran en önemli unsur sizce mobilya mı, ışık mı, yoksa hikâye mi?
Bence en önemli unsur ışıktır. Çünkü aynı mekân, doğru aydınlatma ile tamamen farklı bir atmosfere ve farklı hikayelere bürünebilir. Doğal ışığın mekâna girişi ve yapay aydınlatmanın doğru kurgulanması; malzemelerin dokusunu, renklerini ve mobilyaların etkisini ortaya çıkarır. İyi planlanmış bir aydınlatma, mekânın mimarisini güçlendirir ve tüm tasarım elemanlarını bir bütün hâline getirir.


4. Stilinizi tanımlamanızı istesek hangi üç kelimeyi seçerdiniz?
Zamansız. Cesur. Rafine. Zamansız, çünkü tasarladığım mekânların geçici trendlere değil, uzun yıllar değerini koruyacak bir anlayışa sahip olmasını önemsiyorum. Cesur, çünkü gerektiğinde alışılmışın dışına çıkmaktan ve karakterli tasarım kararları almaktan çekinmiyorum. Rafine ise benim için sadeliğin en güçlü hâli; detayların özenle düşünüldüğü, dengeli ve incelikli bir tasarım yaklaşımını ifade ediyor.
5. Adınızı taşıyan markanız ve yeni koleksiyonunuzu anlatır mısınız?
Kendi adımdan yola çıkarak oluşturduğum markam Buse Yavuz Mimarlık; tamamen kendi fikirlerimle yıllardır benimsediğim tasarım anlayışının daha küçük ölçekte ki, dokunulabilir objelere dönüşmüş hâli olduğunu düşünüyorum ve mekan kimliğinin bazen en küçük detayında saklı olduğuna inanıyorum. Bu koleksiyonum da doğal taşı bir yüzey malzemesi olmaktan çıkarıp, dokunduğunuz ve her gün etkileşim kurduğunuz küçük bir mimari objeye dönüştürmek istedim.”Yeni koleksiyonum da da tam olarak bu düşünceden yola çıktım. Doğal taşın kendine özgü damarını, rengini ve dokusunu koruyarak onu mermer ve farklı doğal taşlardan oluşan büyük öyküler küçük ama etkili bir mimari alan tasarlamayı hedefledim bambaşka bir kimlik kazandırabilmek beni oldukça heyecanlandırıyor.
6. Sizin bir mekânda imzanız olduğunu düşündüğünüz detaylar nelerdir?
Benim projelerimde olan imza niteliğinde ki detaylar, malzemelerin birbiriyle kurduğu dengeli ilişkilere bağlıdır, orda ki ince detaylardır. Traverten, doğal ahşap, metal ve kumaş gibi farklı dokuların uyum içinde bir araya gelmesi, mekâna hem karakter hem de derinlik kazandırdığını düşünüyorum. Bunun yanında, mekanda ki boşlukları da tasarımın önemli bir parçası olarak görürüm. Her alanı doldurmak yerine, nefes alan mekânlar oluşturmanın tasarımı daha güçlü kıldığına inanıyorum.
7. Bir projede asla ödün vermediğiniz detay nedir?
Bana göre vazgeçilmez olan unsur: oran ve dengedir. Bir tasarım ne kadar etkileyici ya da gösterişli olursa olsun, doğru oranlara sahip değilse uzun vadede değerini koruyamaz. Estetik kadar işlevselliğin de bu denge içinde yer alması gerektiğine inanıyorum. Kalıcı ve başarılı bir tasarımın temelinde her zaman doğru ölçü, uyum ve bütünlük vardır.

8. 2027’de evlerde hangi renkleri ve dokuları daha fazla göreceğiz?
2027’de doğadan ilham alan sıcak ve sakin renk paletlerinin öne çıkacağını düşünüyorum. Kireç beyazı, kum beji, adaçayı yeşili, mineral gri ve farklı toprak tonları yaşam alanlarında daha sık karşımıza çıkacak. Dokularda ise traverten, doğal taş, keten, masif ahşap ve mat metal yüzeyler yükselişini sürdürecek. Genel eğilim, gösterişli çözümlerden çok doğal, zamansız ve kullanıcıya huzur veren mekânlar yaratmak yönünde olacağını öngörüyorum.
9. Bir hafta boyunca dünyanın herhangi bir evinde yaşayabilecek olsanız hangisini seçerdiniz?
Doğayla bütünleşen, bulunduğu çevreye saygı duyan bir evde yaşamak isterdim. Özellikle Japon tasarım anlayışındaki sadelik ile İskandinav tasarımının sıcak ve yaşanabilir atmosferini bir araya getiren bir ev benim için ideal olurdu. Büyük gösteriler yerine doğal ışığın, yalın malzemelerin ve dingin bir atmosferin ön planda olduğu yaşam alanları bana her zaman daha ilham verici geliyor.


10. Evini yenilemek isteyen ama bütçesi sınırlı olan birine vereceğiniz ilk tavsiye ne olur?
Her şeyi aynı anda değiştirmeye çalışmayın. Öncelikle doğal ve yapay aydınlatmayı iyileştirmek, duvarlarda sade ve zamansız renkler tercih etmek ve gerçekten kaliteli birkaç temel parçaya yatırım yapmak büyük fark yaratır. İyi düşünülmüş, az sayıda doğru seçim; çok sayıda rastgele değişiklikten her zaman daha güçlü ve daha nitelikli bir sonuç verir.
11. En büyük ilham kaynağınız nedir?
En büyük ilham kaynağım doğa ve seyahat. Doğadaki renkler, dokular ve ışığın gün içindeki değişimi her zaman dikkatimi çeker. Bunun yanında, farklı şehirlerde karşılaştığım mimari detaylar, tarihi yapıların yüzeyleri ya da sıradan görünen bir malzemenin zamanla kazandığı karakter bile yeni fikirlerin başlangıç noktası olabiliyor. Tasarımın en güçlü ilhamının, çevremizi dikkatle gözlemlemekten ve hayal etmekten son olarak hayal kurmaktan geldiğine inanıyorum.