Hayatımızın pek çok alanını planlıyoruz. Hangi yaşta kariyerimizde ilerlemek istediğimizi, nerede yaşamak istediğimizi, ne zaman evlenmek istediğimizi hatta hangi yaşta hangi hedeflere ulaşmak istediğimizi… Ancak konu çocuk sahibi olmak olduğunda birçok kadın için plan biraz daha belirsiz kalıyor.

“Bir gün mutlaka çocuk istiyorum.”, “Şimdi sırası değil ama ileride olur.”, “Önce kariyerimi biraz daha ilerleteyim.”
Bunların hiçbiri yanlış düşünceler değil, aksine kadının hayatı hakkında aldığı çok kıymetli kararlar. Kadınların eğitim, kariyer, maddi güvence ve kişisel yaşamları için zaman istemeleri son derece doğal. Ancak doğurganlık açısından bilmemiz gereken bazı önemli gerçekleri gelin birlikte masaya yatıralım:
Öncelikle belirtmek isterim ki doğurganlığı konuşmak, kadınlara “hemen çocuk yapın” demek değildir. Asıl amacım kadınların gelecekteki seçeneklerini daha bilinçli değerlendirebilmesini sağlamak.
Kadınlarda doğurganlık yaşla birlikte neden azalır?
Kadınlar yumurtalıklarında yaşam boyunca kullanılmak üzere sınırsız sayıda yumurta üretmezler. Aslında yumurta hücreleri doğumdan önce oluşmuştur ve yaşam boyunca hem sayıları hem de zamanla kaliteleri azalır.
Yaş ilerledikçe iki önemli değişiklik meydana gelir:
Yumurta sayısı azalır.
Ve belki de daha önemlisi: Yumurta kalitesi de yaşla birlikte değişir.
Bu nedenle 25 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi ile 38 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi aynı değildir. Elbette her kadın aynı hızda yaşlanmaz. Aynı yaştaki iki kadının yumurtalık rezervleri birbirinden farklı olabilir.
Ancak genel olarak kadın yaşı, doğurganlığı etkileyen en güçlü faktörlerden biridir. Doğurganlık 30’lu yaşların başından itibaren azalmaya başlar ve özellikle 30’lu yaşların ortalarından sonra bu azalma daha belirgin hale gelir.
“Ama adetlerim düzenli, demek ki doğurganlığım iyi” Ne yazık ki her zaman değil.
Düzenli adet görmek, yumurtalık fonksiyonlarının tamamen kaybolmadığını ve çoğu zaman yumurtlama döngüsünün devam ettiğini gösterir. Ancak düzenli adet görmek, yumurta rezervinin veya yumurta kalitesinin mutlaka genç yaşlardaki gibi olduğu anlamına gelmez.
Ancak 30’lu yaşlar, doğurganlık konusunda “bir gün bakarım” demek yerine biraz daha bilinçli düşünmeye başlanabilecek önemli bir dönemdir.
Özellikle şu soruların kendimize sorulması faydalı olabilir:
* Gelecekte çocuk sahibi olmak istiyor muyum?
* Kaç çocuk hayal ediyorum?
* İlk çocuğumu yaklaşık hangi yaşta düşünmeye başlıyorum?
* İkinci veya üçüncü çocuk planım var mı?
* Şu anda gebeliği ertelememe neden olan şey geçici mi, yoksa uzun yıllar devam edecek mi?
* Doğurganlığımı etkileyebilecek endometriozis, yumurtalık ameliyatı veya ailede erken menopoz gibi bir durum var mı?
Bazen kadınlar ilk çocuk için hâlâ zamanları olduğunu düşünürken, aslında iki veya üç çocuk hedeflediklerini hesaba katmazlar. Örneğin 38 yaşında ilk gebeliği planlamak ile 38 yaşında ilk çocuğu dünyaya getirip daha sonra ikinci bir çocuk düşünmek aynı zaman planlaması değildir.
Bu nedenle doğurganlık planlamasında yalnızca:
“Ne zaman hamile kalmak istiyorum?” sorusunu değil, “Nasıl bir aile hayal ediyorum ve bunun için zaman açısından nasıl bir planım var?” sorusunu da düşünmek gerekir.
Kariyer nedeniyle anneliği ertelemek yanlış mı? Kesinlikle hayır. Kadınların kariyerleri, eğitimleri ve kişisel hedefleri vardır. Anneliğin ne zaman isteneceği tamamen kişisel bir karardır.
Sorun anneliğin ertelenmesi değil.
Sorun, doğurganlığın da aynı şekilde ertelenebileceğinin düşünülmesidir. Tüp bebek tedavileri ve yumurta dondurma gibi yardımcı üreme yöntemleri önemli seçenekler sunabilir. Ancak bunlar zamanın etkisini tamamen ortadan kaldıran sihirli çözümler değildir. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı uzun süre ertelemeyi planlayan kadınların, kendi koşullarına göre bir kadın doğum veya üreme sağlığı uzmanıyla doğurganlık planlaması yapması faydalı olabilir.
Her kadının hayatı, kariyeri, ilişkisi ve hayalleri farklıdır.
Belki bugün çocuk sahibi olmak istemiyorsunuz. Belki birkaç yıl daha beklemek istiyorsunuz. Belki önce kariyerinizde belirli bir noktaya gelmek istiyorsunuz.
Bunların hepsi sizin kararınız.
Ama gelecekteki seçeneklerinizi planlarken, vücudunuzun zaman çizelgesini de bilmek önemlidir. Çünkü doğurganlık konusunda en güçlü şey korkmak değil; zamanında bilgi sahibi olmak, kendi seçeneklerini bilmek ve geleceğini bilinçli şekilde planlayabilmektir.