Yetişkinlikte Arkadaş Edinmek Neden Bu Kadar Zor?

Telefon rehberimiz kabarık, Instagram’da yüzlerce takipçimiz var, gün içinde onlarca insanla iletişime geçiyoruz… Peki hangisine gerçekten arkadaş diyebiliyoruz?

bellahadid

Çocukken nasıl arkadaş edindiğinizi hatırlıyor musunuz? Tahmin ediyoruz ki hayır. Aynı sırada oturmak, aynı rengi sevmek bile yeterliydi çoğu zaman. Birlikte vakit geçirmek için ajandamızı kontrol etmemiz gerekmiyordu, okulda, parkta ya da bahçede her an bir aradaydık zaten.

Şimdilerde yani yaşlar ilerledikçe biriyle çok iyi anlaşsak da ikinci buluşmayı organize etmek haftalar hatta aylar sürüyor. İş, ev ve sorumluluklar… O kadar çığrından çıkıyor ki kendimize vakit ayırmak bile inanılmaz büyük bir lüksmüş gibi hissettiriyor. Bunun ne kadar can sıkıcı olduğu konusuna değinmiyoruz bile!

Bir de işin acaba karşımdakini darlıyor muyum boyutu var tabii. Az önce söylediğimiz gibi yeni biriyle tanıştınız, buluştunuz hatta birlikte çok keyifli vakit geçirdiğinizi düşündünüz. Belki ikinci mesajı da siz atıyorsunuz ama bir sonrakinde şöyle bir şey canlanıyor zihninizde. Biliyoruz. “Hep ben mi yazıyorum?”, “Acaba gerçekten görüşmek istiyor mu?”… Onlarca hesap yapıyoruz tek bir mesajdan önce.

Bu hesaplara girmeli miyiz peki derseniz durum şüpheli. Sadece önerimiz şu olabilir; arkadaş ya da arkadaşlık adayınızdan -artık ismine ne demek istiyorsanız- yeterli samimiyeti aldıysanız içinizden nasıl geliyorsa öyle davranmalısınız. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi… Bu şekilde belki de o istediğiniz arkadaşlık sıcaklığına daha kolay erişebilirsiniz.