Medikal estetikte yüz gençleştirme yaklaşımları, son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Hacim kazandırmaya odaklanan klasik uygulamaların yerini, cildin kendi yenilenme potansiyelini harekete geçiren biyostimülatif yöntemler almaya başlıyor. Bu değişimin öne çıkan uygulamalarından biri ise “sıvı ip germe” olarak adlandırılan teknikler.

Medikal Estetik Hekimi Dr. Bahar Çelik, bu dönüşümün arkasında hasta beklentilerindeki değişimin yattığını belirtiyor. Çelik, günümüzde danışanların yalnızca anlık bir dolgunluk değil; daha doğal, daha uzun süreli ve yüzün yapısal bütünlüğünü koruyan sonuçlar talep ettiğini söylüyor ve cerrahiye mesafeli yaklaşan hasta profili için biyostimülatif uygulamaların önemli bir alternatif oluşturduğunu dile getiriyor.
Yüz Yaşlanmasına Çok Boyutlu Yaklaşım
Yüz yaşlanmasının yalnızca hacim kaybıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Çelik, sürecin elastikiyet azalması ve yer çekiminin etkisiyle birlikte ilerlediğini ifade ediyor. Sıvı ip germe uygulamaları, enjeksiyon yoluyla dokuda mekanik bir destek sağlarken, aynı zamanda fibroblast aktivasyonunu uyararak kolajen üretimini teşvik ediyor.
Bu yöntemlerde amaç, yüzü yukarı çekmekten ziyade dokuyu yeniden yapılandırmak. İlk etapta hafif bir toparlanma görülürken, asıl etki zaman içinde kolajen üretiminin artmasıyla ortaya çıkıyor.
Uzun Vadeli Etki ve Doğal Görünüm
Polikaprolakton bazlı biyostimülatif uygulamaların, klasik dolgu yöntemlerine kıyasla daha uzun süreli etki sunduğunu belirten Dr. Bahar Çelik, bu sürenin hastanın biyolojik yapısına ve uygulama planına göre 18 ay ile 36 ay arasında değişebildiğini aktarıyor.
Kontrollü kolajen üretimi sayesinde yüzün mimarisi korunuyor. Aşırı hacimden kaçınılan bu yaklaşım, ‘yapılmış’ görünüm riskini azaltıyor ve daha doğal sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.
Hangi Bölgelerde Tercih Ediliyor?
Sıvı ip germe uygulamaları özellikle çene hattı, marionette çizgileri, yanak bölgesi, nazolabial oluklar ve temporal alan gibi yapısal desteğe ihtiyaç duyulan bölgelerde tercih ediliyor. Bu bölgelerde elde edilen kademeli toparlanmanın, hasta memnuniyetini artırdığı ifade ediliyor.
Kimler İçin Uygun?
Dr. Çelik’e göre bu yöntem; 30–65 yaş aralığında, hafif ve orta derecede yüz gevşekliği bulunan, cerrahi istemeyen ya da cerrahi için uygun olmayan kişiler için değerlendirilebilecek bir seçenek. Ayrıca daha genç yaş grubunda yüz hatlarını belirginleştirmek isteyen danışanlarda da uygulanabiliyor.
Medikal Estetikte Yeni Eğilim
Minimal işlemle maksimum etki hedefleyen biyostimülatif yaklaşımlar, medikal estetikte giderek daha fazla gündeme geliyor. Dr. Bahar Çelik, bu trendin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğini belirtiyor.
Çelik, artık estetik uygulamalarda sürdürülebilir sonuçlar konuşulduğunu, doku kalitesini iyileştiren, doğal ve zamana yayılan yöntemlerin hem hasta hem de hekim açısından yeni bir dönem başlattığını dile getiriyor.